Özgüven; kişinin kendisiyle ilgili olumlu-olumsuz düşüncelerini, kendisine dair olan algısını kapsamaktadır. Kişi kendisiyle ilgili olumlu düşüncelere sahip olması, kendisini sevmesi, kendi özellikleri ile barışık olması özgüvenin yüksek olmasına işarettir. Şayet kendisiyle ilgili düşünceleri olumsuzsa ve kendisiyle barışık değilse, kendini sevmiyorsa özgüveninin düşük olması, özgüveninin olmamasına işarettir.
 
Burada bilinmesi gereken şey, özgüvenin durağan bir şey olmadığıdır. Özgüven yaşanan olaylarla azalabildiği gibi, üzerinde çalışıldığında da olumlu bir şekilde özgüvenin artması mümkündür. Özgüvenin yüksek olması, kişinin kendini ve özelliklerini kabul edebilmesi, kendi özüne güvenebilmesidir. Özgüvenin yüksek olması demek, hiçbir zaman üstün yetenek ve niteliklere sahip olmak demek değildir. Önemli olan kendimizde özellikleri fark etmek, iyi yapabildiğimiz işlerin farkına varmak, hangi konu olursa olsun o konuyla ilgili sınırımızı bilmek özgüvenimizin yüksek olmasını sağlar.
 
Ayrıca insanlara gerektiği yerde hayır diyebilmekte önemlidir. Etrafımızdakilerden gelecek taleplere hayır diyebilmek için önce kendimizi tanımalıyız ve sınırlarımızı bilmeliyiz. Ancak bu şekilde bizim bilgimizi, deneyimimizi, becerimizi ve gücümüzü aşan durumlarda etrafımızdaki kişilerin taleplerine hayır diyebiliriz. Diğer şekilde hayır demek çok zor olacaktır. Etrafımızdaki kişilerden gelen taleplere Hayır diyememenin bir diğer sebebi kaybetme korkusudur. Hayır dediğimiz insanların bizi sevmeyeceği, onların güvenini kaybedeceğimizi, bir daha eskisi gibi olamayacağımızı, yalnız kalacağımızı düşünürüz.
 
Halbuki; sürekli kendimizi aşan taleplerin altında kendimizi aşırı derecede yıpratarak özgüvenimizin azalmasına sebep oluruz. Bu durumda bizim ikili ilişkilerimizi olumsuz yönde etkilemeye başlayan ve bizi hareketsiz kılarak giderek yalnızlaştıran bir sürecin başlamasına sebep olur. Başımıza gelmesini hiç istemediğimiz şey başımıza gelmiş olur. İşte bu sebeple kişinin kendi özeliklerini sınırını bilmesi her anlamda onun için bir kazançtır ve ikili ilişkilerinin de olumlu anlamda etkilenmesine yol açar.
 
Özgüven ile ilgili problemler ilk olarak çocuklarda okul çağı ile daha fazla ortaya çıkmaktadır. Okul ile birlikte daha geniş bir sosyal hayatın içinde yer almaya çocuk, kendini ifade edemediği için hem akademik başarısı düşük olur hem de arkadaş edinmede zorlanır. Yetişkinler de ise en çok iş ortamlarında ve özel ikili ilişki kurmada zorlanmalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocuklarda özgüveni sağlamanın en temeli yolu onları koşulsuz sevmektir. Çocuk her ne olursa ya da her ne yaparsa yapsın sevileceğini bilmelidir. Sevgi; bir şantaj, bir ceza yöntemi olarak kullanılmamalıdır. Aynı zamanda çocuğa hayata dair denemelerde bulunmasına, yaptığı hataları düzeltmesine fırsat verilmelidir.
 
 Yetişkinlerde de kaybedilen özgüven sağlanabiliri. Yetişkinler için en çok başkalarının düşüncelerini önemseme onların bizim hakkımızda neler düşüneceğine odaklanma olmaktadır. Başkalarının düşüncelerinden çok önemli olan bizim kendimizle ilgili düşüncelerimizdir. Unutulmaması gereken şey, etrafımızda çok değişik düşüncelere sahip insanlar var olduğudur. Dolayısıyla etrafımızdaki hangi kişiye göre yaşayabiliriz ki? Bu sebeple en temelde bizim kendimiz hakkındaki düşüncelerimiz en öncelikli olanıdır.
 
Özgüvenden bahsederken, iki farklı ama birbirini tamamlayıcı yapıdan bahsedebiliriz: iç özgüven ve dış özgüven
 
İç özgüven; kişinin kendini tanıması(kendi sınırlarını bilmesi), kendisini sevmesi, kendisine dair var olan düşünceleri(olumlu ya da olumsuz), hayat dair amaçlarını kapsamaktadır.
 
Dış özgüven de; kişinin kendini ifade edebilmesi, ilişkilerinde kullandığı iletişim dili, duygularını anlamak ve onları kontrollü bir yaşayabilmeyi kapsar.  
 
Özgüven aşırılığında azlığında olduğu gibi sıkıntı yaşanabilir. Bu durumda kendimize olan fazla güvenimiz bizim kendi sınırlarımızı, beceri ve yeteneklerimizi gerçekçi bir şekilde değerlendirmemizi ortadan kaldırır. Başkalarının düşüncelerini tamamen göz ardı edilir, her şeyin en iyisini sadece biz biliyoruzdur. Bu durumda da gereğinden fazla yükü yükleniriz ve başarılı işler ortaya çıkaramayız.
 
Bütün bu bahsedilenlerden sonra diyebileceğimiz şey, önemli olanın yeteri kadar özgüvenli olabilmek olduğudur.