Evlilik; iki kişinin zaman içinde değişen durumlara, sorunlara, olaylara uyum sağlamaya çalıştığı, farklı sorumlukların yerine getirilmesi gereken, kendi içinde inişleri ve çıkışları olan bir yaşam olayıdır. Durağan bir şey değildir, zaman içinde değişkenlik gösterir.  Evlilikte en sık rastlanan olaylardan biri çatışmalardır. Çatışmalar, evliliğin doğasında olan bir durumdur. Çünkü eşler değişen şartlar, değişen gelişimsel özellikler, olanaklar ve sorunları beraberce çözmek ve üstesinden gelmek durumundadırlar. Bu sebepten aralarında belli konular üzerinde anlaşmazlıklar çıkmaktadır ve bu çatışmaları da beraberinde getirmektedir. Ayrıca sağlıklı yapılan çatışmaların ilişkiyi güncelleyen bir yanı da mevcuttur.

Peki;  çatışmaların evlilikler için olumsuz yanı nedir? Sürekli olarak aynı konular üzerinde çatışmak, çatışmaların sonunun herhangi bir çözüme ulaştırılamaması eşleri yormakta ve birbirlerini incitmeye varan durumların yaşanmasına neden olmaktadır. Çatışmaların bu noktaya varmasının en büyük sebebi çiftlerdeki iletişim de yapılan yanlışlardır. Çiftler birbirleriyle konuşuyor fakat iletişimde eksik kalan ya da hatalı olan taraflardan sebep ciddi boyutlara varan tartışmalar ortaya çıkmaktadır.

Evliliklerde çatışmaları azaltmanın en etkili yolu doğru ve etkili bir iletişimdir. Etkili iletişim de belli bazı kurallara uymak gerekir. En temel kuralda kullandığımız dili uygun olan şekliyle değiştirmektir. Örneğin; ‘beni sinirlendiriyorsun’ cümlesi yerine ‘yapmış olduğun bu davranışa sinirleniyorum’ demek daha doğru olacaktır. Her iki cümle aynı olay için söylenir fakat ilk cümle karşı tarafı suçlarken ikinci cümle de ise yapılan davranıştan doğan rahatsızlığı ifade etmektedir. Doğal olarak ta birinci cümle karşı tarafın kendisini suçlu hissetmesi sonucu savunmacı bir tavır içine girmesini sağlar. Ve karşı suçlamaya yönelir. Bu şekilde de suçlamaların yer aldığı ve çözümün olmadığı bir çatışma yaşanmış olur.

Çatışmalardaki iletişimde önemli olan bir durumda; çatışma sırasında hissedilen duygunun ifade ediliş şekildir. İnsan olarak karşımızdaki kişilerin yapmış olduğu davranışlar öfke, üzüntü duyguları hissettirebilir. Bu duyguların varlığı kabul etmemiz gerekir. Bu duyguların varlığı çatışmaya sebep olmaz, çatışmaya sebep olan şey bu duyguların uygun yolla ifade edilmeyişidir. Korkumuzu, öfkemizi, üzüntümüzü çevremizdeki insanlar ile paylaşmak en doğal şeydir. Sadece paylaşırken karşı tarafı suçlamadan çünkü bu duyguları hisseden biziz ve ne hissettiğimizi, kendimizi ifadeyi de bu doğrultuda yapmalıyız.

İletişimde, rahatsız olduğumuz bir durumu karşımızdaki kişiyle paylaşırken uygun ortamı ve zamanı da kollamak durumundayız. Şöyle ki, bizim için önemli bir durumu paylaşırken, karşı tarafın da o an için anlattığınız şeye konsantre olabilecek bir durumda olmalı. Karşı tarafın o an için kendisi için daha önemli bir durumu varsa sizin anlattığınıza konsantre olamayacaktır. Bu durumda siz kendinizi önemsenmemiş hissedeceksiniz. Bu sebeple uygun zaman ve ortamın varlığına dikkat etmek gerekir.

Bu ufak gibi gözüken noktalara dikkat edildiğinde çatışmaların büyük bir kısmının sonlandığı görülmektedir. Evlilikte yaşanan sorunların bütün bunlara rağmen devam ettiğini düşünüyorsanız evlilik terapisinden faydalanabilirsiniz.