ANA SAYFA | MERKEZİMİZ |  PSİKOLOGLAR  |  PSİKOTERAPİ PSİKOLOJİ | HİPNOZ | SİNEMA TERAPİ| KİŞİLİK BOZUKLUKLARI | BİZE ULAŞIN

PSİKOLOJİ

 

  Psikoloji yani ruh bilimi.Psikolojinin insan ruhunu incelediği doğrudur. Ancak psikoloji, bilim olması gereği ruhu, mistizmin tersine maddeden bağımsız olarak ele almaz. Ruhu maddenin bir türevi olarak ele alır. Asıl olan maddedir psikoloji için.Ruhu bu maddi gerçekliğin sinirsel ve davranışsal yansıması olarak inceler. Ruhtan kast ettiği de budur. Onun ilgilendiği somut, ölçülebilir olan insanın zihinsel ve davranışsal süreçleridir.Bunları toplar, sınıflandırır ve sonraki araştırmacılara aktarır. Ancak bu ölçümlerde de bugün için sınırlılıklar mevcuttur.Bu yüzdendir ki hiçbir psikoloji ekolü bugün için insanı tam olarak açıkladığını idda edemez.

Bu sınırlılıklardan dolayı insan psikolojisine ait birçok nokta karanlıkta kalmaktadır.Bunu fırsat bilen bazı bilimdışı yaklaşımlar,diğer bilimlerde barınamadıklarından(fizik, kimya, genetik vs.) psikoloji içine sızma eğilimindedirler. Adeta bu karanlıkta kalan noktaları fırsat bilip oralarda varolmaya çalışırlar.

Karanlığa sığınmak denilince aklıma hep hamam böcekleri gelir.Hani mutfakta veya bir odada ışığı yaktığınızda, kaçıp karanlık noktalara sığınan hamam böcekleri. İşte bu bilimdışı yaklaşımlar her geçen gün bilimin ışığı ile daralan bu karanlık noktalara sığınıp varolmaya çalışıyorlar. Ancak bilimin ışığı arttıkça, karanlık noktalar daralacak, bu bilimdışı faaliyetler, buradan da göç etmek zorunda kalacaklardır.

Bu noktada önemli olan, bir psikoloğun önyargısız ve beklentisiz bir biçimde, insanı çözme çabası içerisinde olmasıdır. Eğer insanı anlamada, onu araştırmada, birtakım temel kabullerden hareket edersek, İnsanı çözmek yada onu anlamak yerine kendi kabullerimizi doğrulama gayreti içerisinde oluruz. O zaman ortaya şöyle bir sonuç çıkar: '' Doğru bu bunu söylemeliyim'' yerine '' Ben buyum o zaman bunu söylemeliyim''.
Ben buyum ve bunu söylemeliyim cümlesi ise bilimdışı ne kadar dogmatik düşünce varsa içinde barındırır. Ve siyasi bir rengi de yoktur. Hemen her düşünce içerisinde bu türden eğilimler, karanlığı seven yaklaşımlar mevcuttur.
Elbette bugün psikoloji içerisinde bugün insana dair açıklanamayan birçok fenomen vardır. Bugünkü ölçme ve değerlendirme kapasitesi içerisinde bunların açıklanamayış oluşu bu fenomenlerin olmadığı anlamına gelmez. Ancak açıklanamıyor diye, bilimdışı bazı mistik büyüsel dogmaların bu alanı işkal etmesine de izin vermemek gerekir. Bu açıklanamayan fenomenlerin, bilimsel kriterlerde incelenmesi insana dair pek çok saklı gerçeğin aydınlatılmasına yardımcı olacaktır. Örneğin telepati, reankarnasyon, duru görü gibi bazı fenomenlerin bilimsel kriterlerde incelenmesi, insanı keşfetmede bize yeni kapılar açarken bilimdışı yaklaşımların ise ipini çekecektir.
 

Psk. Ufuk MAVİENGİN